Suçlu Avcı

Selam avcı dostlar.

Bu yazımda 1945 daha öncesi ve sonrası bugünkü suçlanan avcı ve yok olan av.

Herkes konuşup avcıları suçluyor, ama avcılık konusunda av konusunda ne biliyorsun diye sorsan bir kaç kelimeden öteye gitmez bildikleri, ama avcıyı suçlamasını bilir en iyi şekilde.

Bugün bu yazımı okuyan avcı kardeşlerimin çok büyük bir fikirleri oluşacağına inanıyorum yıllardır büyüklerimden gördüklerimden öğrendiklerimden merak ederek sorarak hep bir şeyler öğrenmişimdir.

Bir zamanlar Türkiye'de insanların büyük bir kesimi dağlarda yaşıyordu. Çünkü niye bu günkü yaşam teknolojisi olmadığından çoban ve çiftçi idi insanlarımız. Dağlara ava gittiğinizde bir sürü duvarlar görürsünüz. Zamanında tarla imiş dağların çok büyük bir kısmı çobanlar çokmuş, ekilen arazi çokmuş dağ kesimlerinde. Niye şimdiki gibi barajlar olmadığından, traktörler iş makineleri olmadığından, çok yağmur yağdığından ,kurutma kanalları olmadığından, düzlüklerin çok büyük kısımları ekilemez oturulamaz kullanılamaz durumdaymış. İnsanlar genellikle hayvancılıkla uğraştığından dağlık kesimlerde yaşamayı ve ekip biçmeyle uğraşırmışlar. Peki bu avı nasıl etkiler? çok etkiler. Ekilen dağ arazileri av hayvanlarına bol miktarda yem bulması yaşama rahatlığı sağlar. Bu zamanlar neler varmış, sürüyle kartallar niye yiyecek ölü veya yakalayarak yiyeceği hayvanlar var, bir sürü çoban ve kurtların parçalamış oldukları hayvanlar. Yani yiyebilecekleri et çokmuş her hayvan için koyun, keçi, sığır bir sürü hayvan eti. Kurtlar sürüyle kartallar sürüyle gezermiş, kırsal kesimde ekilen arazilerden de keklik, tavşan, güvercin faydalanırmış hep bol bol varmış. Ya şimdi ne çoban kaldı, ya bu arazileri eken insanlar hepsi şehirlere taşındılar. Barajların kanalların açılması yapılması ile toprağı işleyecek makinelerin çıkması nedeniyle ova denilen yerlere yerleşmeyi başladı insanlar. Asıl av hayvanlarının yaşadıkları yerler boş kaldı, köyler boşaldı, bir sürü ekilmeyen arazi ortaya çıktı, bu durumda hayvanların yiyecek bulması zor oldu bulamadılar ya o bölgeyi terk ettiler, yada öldüler.

Türkiye'de av hayvanlarının azalmasında bir büyük bir etken daha, herkes zehirden konuşur bilir bilmez doğru zehir in hangisi av hayvanlarına yaban hayatına etkiledi. Gübre tam değil gübre tarlaya atıldıktan sonra bir kaç saat içinde erir hayvanın yiyemeyeceği hale gelir toprakta. Asıl hayvanları etkileyen tarlalardaki otları kurutmak için atılan ilaçlama, bu ilaçlama buğday ve arpa tarlasında arpanın içinde biten otları kurutmak için atılan ilaçlama, bu av hayvanlarına en büyük zarar veren ilaçlama ilaçlanan tarlaya gelen bu otları yiyen av hayvanları öldüler. Birde buğdaylar da kara leke diye bilinen bir hastalık vardır Ekim esnasında buğdayla karıştırıp buğday ekilir. Bu ilaçlanmış buğday hayvanları yok eder keklik, güvercin ekilmiş tarlaya konup yiyince öldüler. Kartalların yok oluşu, çabuk yok oluşu da çobanların kurtları zehirlemek için zehirleyip araziye bırakılan ölü hayvanlar. Bu zehirli hayvanları yiyen kurt, kartal hepsi ölmüş. İkinci dünya savaşından önce anlatılır, kartallar ve leylekler savaş yapmış birbirine yok etmecisine niye azalan yiyecek ikisi de et yiyen hayvan bunlar.

Daha neler oldu Türkiye yıllardır kurak bir ülke oldu sular azaldı kurtlar azalınca, tilkiler çoğaldı. Çünkü tilkiye etkileyen, azaltan tek unsur kurt dur. Bu yoksa mantar gibi tilki çoğalır. Başka kuş gribi, tavuk hastalığı gibi hastalıklar türedi. Ölen tavukları kimse dikkate almayıp gömmesi gerekirken gömmeden etrafa attılar. Buradan av hayvanlarına ulaştı bu unsurlarda av hayvanların yok oluşunun en büyük etkenleridir. Bunlar hep avcıya mal edildi tamam biz avcılarda suçluyuz bizimde suçumuz var ama o kadar değil bizim sucumuz. Kalan biraz av hayvanını korumuyoruz, bu hayvanlar için bir şeyler yapmıyoruz bizim suçumuz bu. Geceleri traktörle ve çiftleşme dönemlerinde ve bir kaç üremek için kalan av hayvanlarını vuruyoruz bizim suçumuz bu.
Ama Türkiye av hayvanlarının tümüne avcı yok etmiş gibi konuşmanın bir manası yok.

Etraf da ki derelerin insan artığı, fabrika artığı, çöpler bunlar av hayvanlarının oradan ya uzaklaşmasına yada yok olmasına hastalık yapıp ölmesine nedenler bu işte. Sadece avcıymış gibi suçlamak yerine hepimizin bir araya gelip neler yapmalıyız diye düşünmesinin zamanı geldi de geçiyor. Orman yanar orman işçilerine şef gelir sorar, birini gördünüz mü burada? görmediği avcıyı şurada bir avcı vardı diye atar iftirayı avcıya. Tutulan rapor Ankara'ya gider avcılar ormanı yaktı. Piknikçiler yakar, çoban yakar, bilerek yakılır ormancı şurada avcı gördük efendim at gitsin avcının üstüne. Her şeyi yapan avcı ormanı yakar, kuşları yok eder, dağı yok eder, çevreyi yok eder, gürültü çıkarır deme avcı neymiş haberimiz yok.
Olmaz efendiler olmaz avcı silah gezdirdiğinden terörist gibi muamele göremez.

Daha kaldı mı varsa orasını siz söyleyin avcı kardeşler.
Benim sizlerden ricam kendinize laf getirtmeyin gerçek avcılar asil bir insan dır.
Türkiye avcısına bol, neşeli ve güzel avlar dilerim.

Saygılarımla.

Avcı Arkadaşlara

Yazan : Nurettin ÖZTÜRK

Sitemizin "Soru Cevap Bölümünde" Bulunan Videolar, Resimler, Makaleler, Vs. Ekleyen Kişiye Aittir.
Bunlardan Doğacak Sorunlardan RASTGELEAVCI.COM Sorumlu Tutulamaz.
© RASTGELEAVCI.COM Tüm Hakları Saklıdır.